İdare Hukuku – Test 1
Bu testte 25 adet İdare Hukuku sorusu vardır.
Test sonucu değerlendirme puanınız hesaplanacak ve size gösterilecektir.
Testi çözmeye başlamak için yazının devamına tıklayınız.
Bu yazının devamı için buraya tıklayınız.. »
Sınav süresi 20 dakikadır. Doğru veya yanlış diye cevaplayınız.
Bu testte 25 adet İdare Hukuku sorusu vardır.
Test sonucu değerlendirme puanınız hesaplanacak ve size gösterilecektir.
Testi çözmeye başlamak için yazının devamına tıklayınız.
Bu yazının devamı için buraya tıklayınız.. »
Bu testte 10 adet Borçlar Genel Hukuku sorusu vardır.
Test sonucu değerlendirme puanınız hesaplanacak ve size gösterilecektir.
Testi çözmeye başlamak için yazının devamına tıklayınız.
Bu yazının devamı için buraya tıklayınız.. »
Yargı İşlevi: Yasama ve yürütme arasında sıkı bir ilişki olmasına rağmen yargı onlardan bağımsız bir yerdedir. Çünkü hukuk devletinde yargı, yasama ve yürütme işlemlerinin hukuka uygunluğunu sağlayacak organdır.
Yargı işlevinin ölçütleri:
1- Şekli Ölçüt: Bir faaliyetin yargısal olup olmadığını belirleyen şey, faaliyette bulunan makamdır. Bu makam bir mahkeme ise yapılan faaliyet de yargısal faaliyettir.
2- Maddi Ölçüt: Maddi anlamda yargısal faaliyet ölçütü şekli ölçütün yetersizliği üzerine çıkmıştır. Çünkü mahkemeler sadece yargısal faaliyet görmez. Örneğin; hâkimlerin özlük işlerim ve kalem işlerini de yürütür.
Maddi ölçüte göre somut bir olay ya da ilişkiye soyut bir hukuk kuralının bağımsız ve tarafsız yargı organlarınca yargısal usullere uyularak uygulanması faaliyeti yargıdır. Burada yargı ve yürütme ilişkisi arasındaki farklar önemlidir:
Yargı işlevi bağımsız ve tarafsız yargı organlarınca yapılır. Yürütme ise idarenin bürokratik ve hiyerarşik düzen içindeki kamu görevlilerince yürütülür.
Yargı işlevinin ifası sırasında yargısal usuller geçerli iken yürütme işlevinin ifası sırasında idari usuller geçerlidir.
Yargı işlevini yerine getiren hâkim, hakkında karar verdiği ilişkiye tamamen yabancıdır. “Hiç kimse kendi davasının hâkimi olamaz.” Ancak; yürütme işlevinin ifasına yönelik idari işlemlere karşı yargı yoluna başvurulursa işlemi tesis esen kamu görevlisi içinde bulunduğu bürokratik idari yapıyla birlikte taraf konumdadır.
MAHKEME KAVRAMI
· Dar ve teknik anlamda mahkeme; devlet tarafından görevlendirilen ve adalet dağıtımı işi ile uğraşan yerlerdir; ancak mahkeme kavramının içine devlet mahkemelerinin yanı sıra hakem mahkemeleri de girer. Hakem mahkemeleri yani tahkim; tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği ilişkilerden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünün tarafların anlaşmasıyla devlet mahkemeleri yerine hakem denilen özel kişilere bırakılmasıdır. (İhtiyari tahkim)
Tahkim, devlet mahkemelerinde cereyan eden yargılamaya ikame bir yargılama biçimidir. Aslolan bir uyuşmazlığı devlet mahkemesinin görmesidir. Yani tahkim, istisnai bir yoldur. Tahkim sözleşmesiyle uyuşmazlığın çözümü kendisine bırakılan kişiye hakem denir. Hakem yargılamasında görev alan hakemlerin konumu hakem mahkemesi olarak nitelenir ve hakemlik hukukçuluk gerektirmez.
· Geniş Anlamda Mahkeme: Devlet Mahkemeleri + Hakem Mahkemeleri
Babalık, boşanma gibi kamu düzenini ilgilendiren davalar tahkimde görülmez.
Hakemlerin hukukçu olmaları şart değildir; genelde yol mühendisleri hakem olabilmektedir.
Tahkimin esası; taraflar uygulanacak kuralı belirlememişlerse hakem, hakkaniyete tevfikan kararı tayin eder. Tahkim, istisnai bir yargısal durumdur.
TÜRK CEZA KANUNU
|
Kanun Numarası: 5237 |
Kabul Tarihi: 26.09.2004 |
|
Yayımladığı Resmi Gazete Tarih: 12.10.2004 |
Yayımladığı Resmi Gazete Sayısı: 25611 |
BİRİNCİ KİTAP: GENEL HÜKÜMLER
BİRİNCİ KISIM: TEMEL İLKELER, TANIMLAR VE UYGULAMA ALANI
BİRİNCİ BÖLÜM: TEMEL İLKELER VE TANIMLAR
CEZA KANUNUNUN AMACI
Madde 1 – (1) Ceza Kanununun amacı; kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemektir. Kanunda, bu amacın gerçekleştirilmesi için ceza sorumluluğunun temel esasları ile suçlar, ceza ve güvenlik tedbirlerinin türleri düzenlenmiştir.
SUÇTA VE CEZADA KANUNİLİK İLKESİ
Madde 2 – (1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.
(2) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.
(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.
ADALET VE KANUN ÖNÜNDE EŞİTLİK İLKESİ
Madde 3 – (1) Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.
(2) Ceza Kanununun uygulamasında kişiler arasında ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, siyasal veya diğer fikir yahut düşünceleri, felsefi inanç, millî veya sosyal köken, doğum, ekonomik ve diğer toplumsal konumları yönünden ayrım yapılamaz ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınamaz.
KANUNUN BAĞLAYICILIĞI
Madde 4 – (1) Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz.
(Metinden çıkartılan fıkra: 29/06/2005-5377 S.K./1.mad)
ÖZEL KANUNLARLA İLİŞKİ
Madde 5 – (1) Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır.
ANKARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ
III-B SINIFI HUKUK FELSEFESİ FİNAL SINAVI – Hukuk Felsefesi-2005 Final-1.doc
6.6.2005
SINAV TALİMATI: Sınav süresi 75 dakikadır. Sadece bir tam cevap kâğıdı verilecektir.
SORULAR
SORU I.
Anayasa Mahkemesinin önüne Medeni -Kanun’un 21.maddesinin Anayasa’nın 10. Maddesine aykırı olduğu iddiası gelmiştir. İlgili maddeler şunlardır:
Türk Medenî Kanunu 21. madde: Kocanın ikametgâhı karının ve ana babanın ikametgâhı velayetleri altındaki çocuğun ve mahkemenin bulunduğu yer vesayet altındaki kimsenin ikametgâhı addolunur.
Anayasa Madde 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyası düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Anayasa Mahkemesinin kararı ise şöyledir:
“eşitlik” ilkesi, hukuksal durumları benzer olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik ilkesiyle güdülen amaç, aynı durumda bulunan kişilerin aynı kurallara bağlı tutulmalarını ve aynı durumda olan kişilere yasa karşısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı hukuksal durumda bulunan kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak, eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır, Durum ve konumlarındaki özellikler ise, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları gerekli, kılabilir. Özelliklere, ayrılıklara dayandığı için haklı olan nedenler, ayrı düzenlemeyi eşitlik ilkesine aykırı değil, geçerli kılar.
Herkes bir ikametgâh seçmekte, seçtiği bu ikametgâhı değiştirmekte özgürdür. Ancak, Medenî Kanun’un 19. Maddesine göre, bir kimsenin aynı zamanda birden çok ikametgâhı olamaz. Toplumun temeli kabul edilen aile birliğinin huzur ve devamını sağlamak için, yasalarla kimi düzenlemeler yapılmıştır. Bir başka anlatımla, tek tek evliliklerin kuruluş ve işleyişindeki düzen, toplum düzeni ile ilişkilendirilerek aile birliğine ilişkin bazı konular yasa koyucu tarafından hukuksal bir yapıya oturtulmuştur. Medeni Kanun ile kişilerin ayrı ayrı sahip oldukları haklarından kimileri aile birliğine geçirilmiş, birliği oluşturan karı ve kocaya da bazı haklar verilmiş ve yükümlülükler getirilmiştir.
Kocanın ikametgâhının karının ikametgâhı addolunacağına ilişkin itiraz konusu kural, aile birliğinin tek ikametgâh edinmesini temin amacına yöneliktir. Birliğin tek ikametgâhının bulunması, evlilik birliğinin devamlılığının ve düzeninin sağlanmasındaki kamu yararı amacını gerçekleştirmesi nedeniyle Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı görülmemiştir. Bir başka anlatımla, evlilik birliğinin iyi işlemesinin ve düzeninin sağlanmasındaki kamu yararı, itiraz konusu düzenlemeyi haklı kılmaktadır.
Bu nedenlerle, itiraz konusu kural, Anayasa’nın 10. Maddesine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.”
Buradaki eşitlik ilkesi, hangi anlamdaki eşitlikle ilgilidir? Anlatınız.
Anayasa Mahkemesi’nin haklı neden tanımının yerinde olup olmadığını konuyla ilgili farklı yaklaşımlar çerçevesinde değerlendiriniz. (60 Puan)
SORU II.
Hukuk (özellikle ceza hukuku) ile toplumsal ahlak arasındaki ilişkinin nasıl olması gerektiğini, zina örneğinden hareket ederek, anlatınız. (40 Puan)
Bu sınav sorularını ve cevaplarını Microsoft Word (.doc) belgesi olarak indirmek için tıklayınız.
A.Ü.H.F 4 A/B KIYMETLİ EVRAK HUKUKU ARA SINAVI
22.1.2009
Sınav Yönergesi: Sınav süresi 35 dakikadır. Başka kâğıt verilmeyecektir. Kanun kullanmak yasaktır.
I.
EMRE MUHARRER SENET (BONO)
Ankara, 22.1.2009
İşbu emre muharrer senet mukabilinde Bay Lütfi Libasçı’ya 5.5.2009 tarihinde 10.000 Amerikan Doları’nı aynen ödeyeceğim. Bedeli malen ahzolunmuştur. İşbu senet vadesinde ödenmediği takdirde müteakip bonoların da muacceliyet kesbedeceğini, ihtilaf vukuunda Ankara mahkemelerinin selahiyetini kabul eylerim.
Tanzim Eden Ayla Arın
Kasım Kabataş (imza)
(imza)
Yukarıda metni verilen senette yer alan ihtiyarî unsurları/kayıtları, konuluş amaçları ve geçerliliklerini belirterek gösteriniz. (25 puan)
Bu sınav sorularını ve cevaplarını Microsoft Word (.doc) belgesi olarak indirmek için tıklayınız.
A.Ü.H.F. 4 A/B KIYMETLİ EVRAK HUKUKU ARA SINAVI – 2008
Not: Sınav süresi 45 dakikadır. Başka kâğıt verilmeyecektir. Kanun kullanmak yasaktır. A sorusunun her seçeneği 15’er puan B seçeneğinin ise 40 puandır.
Soru A: Keşideci (K) diğer tüm unsurları tam olan, vade kısmı ise boş bırakılmış olan bir bono düzenleyerek Lehtar (L)’ye vermiştir. K ile L arasında daha önce sözlü olarak yapılan anlaşmaya göre, bononun vadesi, K’nın L’ye sipariş ettiği eşyanın teslim edildiği zamana göre tespit olunarak L tarafından senet üzerine yazılacaktır. Ancak L, K ile aralarındaki bu anlaşmaya aykırı olarak, henüz eşya K’ya teslim edilmeden önce, senede vade tarihi olarak 31.12.2007 tarihini yazmıştır.
Bu bono daha sonra L tarafından ciranta (C)’ye, C tarafından ise hamil (H)’ye ciro ve teslim yoluyla devretmiştir.
Bu sınav sorularını ve cevaplarını Microsoft Word (.doc) belgesi olarak indirmek için tıklayınız.
A.Ü.H.F. 4 A/B KIYMETLİ EVRAK HUKUKU ARA SINAVI
20.01.2006
Sınav Yönergesi: Sınav Süresi: 40 dakika.
Puanlama: Birinci sorudaki her bir şık 15’er puan; ikinci ve üçüncü sorular 20’şer puan.
SORULAR
I. Keşideci (K), lehtar (L)’den satın almış olduğu mobilya takımları sebebiyle, lehtar (L) lehine değeri 1500 YTL olan bir bono düzenleyerek vermiştir. Bu bononun keşide tarihi 1.5.2005’tir. Bono, lehtar (L)’tarafından teslim ve ciro yoluyla ciranta (C)’nin eline geçmiştir. (C) bononun arka yüzüne yazdığı “…..’ya ödeyiniz” ibaresiyle bonoyu imzalayarak teslim yoluyla hamil (H)’ya devretmiştir. Aşağıdaki şıkları birbirinden bağımsız olarak değerlendiriniz.
Bu sınav sorularını ve cevaplarını Microsoft Word (.doc) belgesi olarak indirmek için tıklayınız.
2004-2005 ÖĞRETİM YILI A.Ü.H.F. 4/B KIYMETLİ EVRAK HUKUKU ARA SINAVI
07.01.2005
SINAV TALİMATI:
1. Sınav süresi 40 dakikadır.
2. 1. soru 20, 2. soru 80 puan değerindedir.
3. Gerekçesiz cevaplar değerlendirilmeyecektir.
4. 2. soruda bono olarak sorulan sorunun poliçe olarak düşünülmesi, cevabı değiştirmeyecektir.
SORULAR
1. Uygulamada poliçeye nispetle bononun daha yaygın biçimde kullanılmasını nasıl açıklarsınız?
2. Keşideci K, 01.01.2004 tarihinde L emrine bir bono düzenleyerek veriyor. L de, bu senedi C’ye ciro ve teslim ediyor. (Aşağıdaki ihtimaller birbirinden bağımsız olarak düşünülecektir)